10 Ocak 2012 Salı

Aleksandr Sokurov- Solntse- (The Sun) (Güneş)


SUNLİGHT

Fotografi; ismi kendinde foton (dalga- parçacık) ile grafik hazırlamak demektir. Işık ışınlarının sabit hızına verilen tepkiyi ayarlarsınız. Ya Absorve, ya Reflect, ya da Trans (ART) edeceksiniz. Hazır bulduğunuz güneş sistemini kendi duygusal- düşünsel yetileriniz yardımıyla eksilterek (kadraj), cihazınızın depolama aygıtına kaydedeceksiniz.

Sokurov; The Sun filminin hem yönetmeni hem de görüntü yönetmeni. Peki filmi izlemeye başladığınız anda klasik fotografi kurallarının size ne kadar uzak geldiğinizi görebildiniz mi. En nihayetinde; Altın Oran (1,61...) bakış boşluğunu, ve göğüs altı planlarda baş boşluğunu klasifiye eden bir değerdir.

Peki siz bu Japon Eksalanslarının yakın planlarına göz attınız mı!

Ya da yemek getirme sahnesine.

Gözünüz ne kadar da garipsedi değil mi kadrajı. O ne kötü bir çerçeve kurmaktır öyle dediniz...

Filme başlar başlamaz, gerildiniz, eksik bir şeyler olduğunu düşündünüz.

Aslına bakarsanız; ben yapmış olsaydım bu çerçeveleri bana görsel okuma yazması olmayan bir adam gözüyle bakacaktınız, ama Sokurov gibi Tarkovski müridi bir adamın bu çerçeveleri fotografiden bihaber yapmış olacağını kimse düşünmez.

Ee olay da zaten böyledir.

Yönetmen sizi; güneş ışınlarına verdiği anarşik tepkiyle anlattığı karakter ve olgudan (olay örgüsü) dışarıya itiyor. (Özdeş kırma) Hep söylediğimiz gibi sizi düşünsel olarak (duygusal olarak değil) anlatacağı şeylere hazırlıyor.

Bir de ilk sahnedeki, plan değişimine bakın. Yemek tepsisine, genel plandan bir geçiş var ki evlere şenlik. Melies'in , Keaton'ın kurgu geçişlerine benziyor. (Dissolve Efekt)

Bir de white balance (beyaz dengesi) ayarına, düşük pozlamalara (exposure- grain) dikkat edin.

Şimdi düşünün:

Bu Sokurov nasıl bir " The Sun" tasviri yapmaktadır.

İMPARATORUM

Fiziksel bir özür olarak imparatorumuzun tikleri var. Öyle hazıra konmuş ki doğduğundan beri kapı bile açamayacak hale gelmiş. Yürüyemiyor çoğu zaman. Yavaşlamış, vurdumduymaz tavırlara sahip.

1924'de gerçekleşen Amerika- Japonya gerilimini Pearl Horbor ve atom bombası olaylarına bağlıyoruz. Cephe almak istiyoruz doğal olarak, çünkü 2500 senelik Aristo determinesi (belirlenim) bizi iki değerli (var-yok, parça veya dalgacık) mantık oyunlarına itiyor. Bu japonlar temiz adamlar, suçsuz efendim bunlar, ya da Amerika bu adamlara biraz insanlık öğretmiş, iyi de olmuş triplerine girmek niyetindeyiz.

O klasik mantığınız ne diyor?

Böyle yalı çapkını bir imparatorun yönetttiği ülkenin zaten bir derse ihtiyacı var mıydı?

İmparatorunu Tanrı olarak gören bir memleketinin biraz sarsılmaya ihtiyacı var mıydı?

Ne diyorsunuz?


İmparotorun da kabullendiği o Japon benliği, doğru düzgün bir hazırlık yapmadan savaşa girerek yanlış mı yapmıştır?

Amerikanın sözde sosyal hiyerarşisi, Japon monarşisini dağıtarak iyi mi etmiştir?

Yoksa film bunların dışında kendi bireyselliği ile var olmaya çalışan bir bilim adamı, çocuk babası, mesleği imparator Japon vatandaşından mı bahsetmektedir?

Neyse...

Ama bu istikametteki filmler için; teknik ve estetik yorumlamalar dışında, içerik üzerine manipule edici tanımlamalar yapmak okuyucu ezbere itecektir.

Ne anlıyorsanız kendinize...

Ama iyi bir cevap almak istiyorsanız, iyi sorular sormak zorundasınız.

Usta Tarkovski

Bu noktada Sovyet Ekolünün devamı niteliğinde bir sinemacıdan bahsediyoruz. Lakin; bir akımın başlangıcı olarak, ya da felsefi bir oluşumun gündeme getirilmesi bakımından Tarkovski'yi kategorize etmek imkansızdır.

Mesela; Yesevi, Bayram Veli, Bektaş Veli, Şems, Taptuk, Yunus Emre biçim olarak benzemese de içerik olarak aynı noktaya temas eden bir ekol oluşumudur.

Dil (Edebi Anlatı) farklı kullanılıyor olsa da, mertebeler kimi zaman fak oluşturuyor olsa da, bilinç aynı teklik üzerinden hareketle açımlama yapmaktadır.

Ama Tarkovski bir Eisenstein, Pudovkin, Vertov, Dovjenko içeriğine sahip değildir!

Ve Sokurov da bir Tarkovski içeriğine sahip değildir.

Çünkü bir sanat dalı (yani duygusal- düşünsel- bedensel ifade biçimi) ego (zihinsel kimlik) düzeyindeki bilinçaltı arayışında en büyük arzu olarak Tanrıyı arzulamak temeline oturmaktadır.

Siyasi devrim, para, pul, şöhret, bilimsel devrim, iktidar Tanru arzusu yanında (Tanrı olmak ya da Tanrıdaki Varlığı Bulmak) hiçbir şey ifade etmez. Niceliksel olarak da değersizdir.

Çünkü Tanrı arayışı bütünsellik arayışıdır.

Bu yüzden Tarkovski'nin en büyük sinema sanatçısı olduğunu söyleriz. Arzusu büyük çünkü adamın...

Peki sizce, Sokurov böyle bir eklemlenme çabasına, Tanrı arzusuna sahip midir?

Yani Tarkovski, Sokurov ikilisi bir ortak düzlem kurmuş mudur?

Tarkovski'nin müridleri Sovyetlerde değil de başka yerlerde midir?

Biraz bakalım lütfen...

10.01.2012

7 Ocak 2012 Cumartesi

Donkişot Uzun Metraj Film (Feature Film)/ Mehmet Emin Yıldırım


Üç genç; Mert, Evren ve Ata işlerinden, ailerinden ya da sevgililerinden fırsat buldukça yaptıkları hafta sonu kaçamaklarından yeni bir tanesi için cumartesi sabahı yola çıkarlar. Planlarına göre gün içinde Antalya- Aspendos’u gezecek ve mekan üzerinde yeni fotoğraf aksesuarlarını deniyecekler, çok sevdikleri ağaçlıkta mangal yakacaklar ve son olarak akşam üzerinde Mert’in ailesine ait yazlık evde sabahlayacaklardır.
Nevi şahsına münhasır bu üç genç adam; doğal olarak her insanın zihninin arka köşelerine sakladığı arzularıyla yaşamaktadırlar. Bir tanesi keyfi bağımsızlığının sınırlarını zorlamakta, bir tanesi klasik ve rutin hayatına indirebileceği bir iddia kuponu darbesinin hayallerini kurmakta, sonuncusu da düzene soktuğunu sandığı maddi ve manevi dengesinin insan ilişkilerinde yüz üstüne çıkan problemleri ile uğraşmaktadır.
Tatil içerisinde vakit ilerledikçe, kafa ve bedensel anlamda dinlenme hayalleri üzerine kurulan bu haftasonu gezisi; birbirinden bağımsız gibi gözüken ama enteresan bir şekilde aynı dördüncü arkadaş ve mekanda birleşen özellikleri nedeniyle; yorucu birer kişisel sınav haline dönüşecektir.
Acaba bu masalımsı tatillerinde bu üç genç; her er kişinin gündelik hayatta yaptığı gibi aynı değirmeni taşlamaya çalışarak vakit mi kaybediyorlardır?
English: Three young men; Mert, Evren and Ata set off on Saturday morning for a holiday which they do for weekends when they get a chance from their jobs, families or their girlfriends. According to their plan, during the day they will visit Antalya- Aspendos to try out new photo equipments on this place and they will make barbecue in a grove where they like the most. Lastly, they will spend whole night in Mert’s family’s summerhouse.
These young men who apparently different from each other; they live with their desires which every human being hides in rear corners of their minds. One of them looks for taste of arbitrary independence in intoxicating alcoholic products. The other one lives with a dream that changing his routine life with a football betting coupon. Last one, he struggles with problems that occur in relationships because of his metarial and spiritual balance which he thought he regulates.
As the time pass in their holiday that base on dreams of resting in mentally and physical way, will turn out a tiring personal exam for each of them because of events that appear to be independent from each other but connect with the fourth friend and the place in an intersting way.
Could it be that, in this extraordinary vacation, these three young men is losing their time like every other person does in their daily life?
Filmin Facebook Sitesi: http://www.facebook.com/donkisotfilm

Memur (The Officer) Kısa Filmim /Short Film



Yönetmenliğini yaptığım Memur kısa filmi ilk gösterimini (World Primiere) 64. Cannes Film Festivalinin "Short Film Corner" bölümünde yapıyor. Film, ayrıca film yapımcıları ve kısa film koleksiyoncuları için festival tarafından satışa çıkarılacak.

Yavuz Parlayan; yaşamının son demlerinde, kırk yıldır aynı meşgalelerle vakit geçiren bir devlet memuru. Resmi evrakların imla kontrolü ve kurallara uygun bir şekilde istenilen yere ulaştırılması ile ilgileniyor. Evli. Sınava tabi tutulmadan, çalışan eksikliği sayesinde girdiği işinden artanıyla ve tabii devletinin memuruna yetmişli yılların sonuna doğru tanıdığı yüksek maaş opsiyonunun getirisiyle; orta hallice bir ev satın alıyor. Bu bilinçli saadet nedeniyle karısının dört sene okuyup emek verdiği mesleğini yapmasına izin vermiyor, biraz da evin reisi edasıyla...

Klasikleşen hayatında iki haftada bir gerçekleşen komşu gezmeleri önemli yer arz ediyor. Yine sıradan bir gün ahbaplığı ile övündüğü Şube Müdürünü yeni üniversite mezunu oğluyla birlikte evindeki ziyafete davet ediyor. Müdürüyle hoşbeş sohbet edecek, emekliliğinin uzatılması ile ilgili sorularını iletecek ve o geceyi de güzel bir şekilde geçirecek normalde...

Ama beklenmedik bir durum oluyor. Akşam yemeğinde yeni nesilin memurlara olan yaklaşımından Yavuz Bey de nasibini alıyor. Yavuz Bey'in yazım kuralları, noktalama işaretlerinin kullanımı gibi ezberinden yaptığı kırk yıllık tecrübe eleştiriliyor.

Acaba Yavuz Bey; karşılaştığı bu hoş olmayan durumda da her zamanki metanetini koruyabilecek midir?

English: Yavuz Parlayan; is an old civil servant who spent his last thirty years doing same things. In his job, he is in charge of delivering official documents and checking them in accordance with the spelling rules.He is married with a boy.With his savings from his job that he got without an exam, thanks to the lack of employee and ofcourse high-salary option that was given by Government the end of the seventies for itsofficers; he bought a middle-class house. Because of this conscious bliss he doesn't let his wife doing her profession which she gave her four year effort to study, he did this a bit of his manner of the head of the family...
In his monotonous life visiting neighbours once every two weeks has an important place. On an ordinary visiting supper; Mr. Yavuz has got aproblem: Boss' son...

Filmin Facebook Sayfası: http://www.facebook.com/memurshortfilm

 

4 Ocak 2012 Çarşamba

Mehmet Emin Yıldırım ile “Film Yapım ve Yönetmenlik Atölyesi”



“Sen Neysen Sinema O’dur.”
Derdin ne?
Neden film yapmak istiyorsun?
Resim yapabilirsin mesela. Alırsın eline fırçanı, bir kare- dikdörtgen- üçgen alan bulursun üstüne çizebilecek, kafana göre sağa- sola, aşağı- yukarı hareket ettirirsin ellerini.
Olmadı mı? Yeteneksiz misin? Yoksa çizmek yeterli değil mi? Fırçan; düşüncelerine ulaşmakta zorluk mu çekiyor bu günlerde!



Kitap yazabilirsin mesela. Kalemin, daktilon, klavyen varsa işin tamamdır. Sadece iki nokta arasında hareket etmiş olman yeterlidir. A’dan B’ye geçmiş olman bir kitap yazman için yeterli bir içerik oluşturmuştur sana.
Olmadı mı? Onu da mı yapamıyorsun? Yoksa kelimeler kafandaki anları anlatırken çok mu abartıyorlar kendilerini. Çok mu konuşmak zorunda kalıyorsun…
Neden arkadaş?
Hobi olsun, spor olsun, yeni arkadaşlıklar olsun, vakit dolsun mu diyorsun.
Evet bunlar oluyor buralarda. İyi dostluklar, entelektüel birikim, iyi bir çevre, iş imkanları. Hepsi var bu atölyede…
Yoksa…
Sinemacı olmak için her şeyden vazgeçtim mi diyorsun? Karımdan, işimden ayrıldım. Hırslıyım, yetenekliyim, imkan olsa tepeye vururum ben bu sinemayı mı diyorsun!
Evet bunlar da gerekli senin için. Azim, hırs, yetenek, imkan, merak. Ama şunu merak etme sakın; her türlü eksiğini artıya dönüştürebilecek tecrübede insanlar ile tanışacaksın buralarda…
Cidden son kez soruyorum, derdin ne arkadaş?
Daha ötesine; Bresson’un, Bergman’ın, Antonioni’nin, Tarkovski’nin üstüne çıkmalıyım mı diyorsun. Kubrick’ten, Nolan’dan, Aranofsky’den, Welles’den daha iyiyim mi diyorsun yoksa. Onlardan daha iyi olduğunu mu ispat etmeye çalışıyorsun yapacağın filmlerinle…
Yoksa; Çağan Irmak’tan, Reha Erdem’den, Yavuz Turgul’dan, Kaplanoğlu’ndan, Bilge Ceylan’dan mı kıskanıyorsun Türk Sinemasını?
Doğrudur…
Biçimsel olarak ilerlemen için, kendi biçimini oluşturman için aslında, sinemanın asırlık teorisini doruğuna ulaştırman için yani; rekabete, kendine güvene, ego tatminine ve birazcık da kopya çekmeye ihtiyacın var.
Bu kadar mı? Egonu mu tatmin edeceksin sadece…
Yoksa; o kafandaki düşünceler sığmaz mı oldu kafatasına. Anlatmak zorunda olduğun şeyler mi var? Anlatmazsan bu kozmik düzenin sendeye uğrayacağını mı düşünüyorsun. Evren ile birlikte yaratmak mı derdindesin. Mükemmel olmak için değil, ego tatmini için değil yani bir bütün olmak için mi yapıyorsun bunları.
Yaratmak bir elzem mi oldu artık senin için!
Koca bir bütün, bölünemez, ayrılamaz olmak mı istiyorsun!
Yoksa hiç derdin yok mu, bıraktın mı sessizliğe benliğini…
Seç birini arkadaş ve harekete geç!
Gel yarat ve artık istemekten vazgeç!
Enerjini boş yere harcamayı bırak!
Gel yarat ve dedikodudan, sonu gelmez trafik karmaşasından, her gün kafanda patronunu öldürmekten, sokakta boş yere vakit harcamaktan, karınla tartışmaktan, kendini ıskalamaktan vazgeç.
Gel yaratalım ve sanatçı olalım arkadaş…
Gel bir bütün olalım arkadaş…
Bence en güzel sinema yapma yöntemi budur.
Bence; sinema yapmak için en güzel metot; kendin olmak yani sinemanın kendisi olmaktır…
Mehmet Emin Yıldırım ile ” Film Yapım ve Yönetmenlik Atölyesi”
Atölye Tarihi: 11 Şubat- 01 Nisan 2012 
Uygulamalı Ders Saati:60 Saat + 25 Saat (İsteğe Dayalı) (Detaylı Film Analizleri)
Takvim:Hafta İçi Üç Gün 3 Saat (Gece ve Gündüz)
Hafta Sonu 4 Saat (Gündüz)
* Atölye öğrencilerine ve eğitmene uygun olmak koşuluyla program yeniden düzenlenebilir.
Atölye Genel İçeriği:
    • Bir Sanat Olarak: Sinema
    • Anlatı Modelleri ve Sinema Anlatısı
    • Sinemada Gösterge Bilim: İmge, Simge, Metafor, Alegori Kullanımı
    • Klasik, Modern ve Postmodern Sinema Akımları
    • Sanat- Bilim, Sanat- Felsefe, Sanat- Din İlişkileri
    • İfade Özgürlüğü ve Sanatsal Biçim
    • Sanat Dalları ve Sinema Arasındaki İçerik ve Biçim Sorunu
    • Bir Sinema Filminin Oluşum Süreci
    • Bağımsız Film, Festival Filmi ve Gişe Filmi Ayrımları
    • Uzun Metraj, Kısa Metraj, Belgesel ve Animasyon Film Seçenekleri
    • Bir Uzun Metraj Filmin Ön Hazırlık Sürecinin İncelenmesi
    • Bir Uzun Metraj Filmin Çekim Aşamasının İncelenmesi
    • Bir Uzun Metraj Filmin Video Montajı, Ses Montajı, Post Prodüksiyon Aşamasının İncelenmesi
    • Bir Uzun Metraj Filmin Oluşmasında Emeği Geçen Birimlerin Tanıtılması
    • Yönetmen, Görüntü Yönetmeni ve Sanat Yönetmeni Ayrımları
    • Otör Yönetmen ve Sanatçı İlkesi
    • Bir Uzun Metraj Film Yapımının Detaylı İncelenmesi:
    • Senaryo: Edebi ve Görsel Taslaklar
      • Klasik Senaryo Yazım Disiplini (Sinopsis, Tretman, Senaryo)
      • Dış Sunumlar İçin Proje Hazırlanması (Resmi Kurumlara Başvuru)
      • Yapımcılar İçin Senaryo ve Bütçe Hazırlanması
      • Senaryosuz Sinema
    • Görüntü Yönetimi
      • Digital ve Film (Pelikül) Ayrımı
      • Kadraj Disiplini ve Çekim Ölçekleri
      • Kamera Hareketlerinin Film Biçimi Üzerindeki Etkisi
      • Fotografi ve Sinematografi
      • Fotografik Unsurların Sinema Üzerindeki Etkileri
      • Digital Kameranın Teorik ve Pratik Analizi
      • Yapay ve Doğal Işık Kullanımı
      • Işık Kullanımının Film Biçimi Üzerine Etkisi
      • Pratik Deneyimler (Lens Kullanımı, Tripod, Kırmızı Kafa, Kino- Light, Flaş ve Şemsiye Kullanımı, Filtre Kullanımı)
    • Ses Yönetimi
      • Mikrofonlar ve Etkileri
      • Ses Unsurları ve Sinema Üzerine Etkileri
      • Pratik Deneyimler (Boom Kullanımı, Harice Diske Kayıt Seçenekleri)
    • Kurgu ve Tekniği
      • Eisenstein, Eski Rus Sineması ve Matematiksel Montaj (Meyerhold, Pudovkin, Kuleşov, Dovjenko)
      • Griffith ve Dramatik Montaj (John Ford, Orson Welles, Alfred Hitchcock)
      • İtalyan Yeni Gerçekçiliği ve Sosyal Montaj ( Vittoria De Sica, Roberto Rossellini)
      • Avant- Garde, Yeni Dalga Akımı ve Oyuncu Montajı ( Jean- Luc Godard, Robert Bresson)
      • Yakın Rus Sineması ve Sanatçı Montajı (Andrei Tarkovski, Alexander Sokurov, Sergei Paradjanov)
      • Yeni Türk Sineması ve Ses Montajı ( Semih Kaplanoğlu, Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz)
    • Kısa Film Üzerinden Pratik Deneyimler
      • Ekip Oluşturulması ve Ön Hazırlık
      • Senaryo Yazımı, Seçimi
      • İç ve Dış Çekim Prodüksiyonu
      • Edius, Adobe Primiere, Ulead Video Editor ile Kısa Filmin Montajının Yapılması
      • Çıktı Dosyaların Festivallere Gönderim Aşamasının Detayları
    • Detaylı Film Analizleri
      • Eisenstein ve Potemkin Zırhlısı Detaylı İncelenmesi
      • Robert Bresson ve Rastgele Baltazar Detaylı İncelenmesi
      • Vittoria De Sica ve Bisiklet Hırsızları Detaylı İncelenmesi
      • Stanley Kubrick ve Otomatik Portakal Detaylı İncelenmesi
      • Andrei Tarkovski ve Kurban Detaylı İncelenmesi
*Ders içeriği eğitmen ve öğrencilerin uzlaşması halinde öncelik sırasına göre yeniden düzenlenebilir.
Derslik Adresi:
Abide- i Hürriyet Cad. Günaydın Apt. No: 34 Kat:2 Daire No: 5 (Aselsan, Şişli Polis Merkezi Amirliği Karşısı)
Osmanbey- Şişli/ İstanbul
Ön Başvuru ve Detaylı Bilgi İçin:
0505 8513051- 0535 5607194
http://www.facebook.com/parasinema (Mehmet Emin Yıldırım)
http://www.facebook.com (Mertkan Arat)
* Mehmet Emin Yıldırım’ın özgeçmişi, yazı ve filmleri için:
*Kontenjan; özel ders mahiyetinde gerçekleşek dersler için ciddi anlamda sınırlıdır.
*Etkinlik ücretlidir…

Mehmet Emin Yıldırım ile “Senaryo Atölyesi”


 Mehmet Emin Yıldırım ile “Senaryo Atölyesi”


Atölye Tarihi: 12 Aralık 2011- 13 Ocak 2012
Uygulamalı Ders Saati: 45 Saat
Takvim:Hafta İçi Üç Gün 3 Saat (Gece ve Gündüz)
Hafta Sonu 4 Saat (Gündüz)
* Atölye öğrencilerine ve eğitmene uygun olmak koşuluyla program yeniden düzenlenebilir.






Atölye Genel İçeriği:
      • Görsel Fikir
      • Edebi Fikir ve Görsel Fikir Farklılıkları
      • Edebi Fikir Taslağı Olarak Senaryo:
        • Senaryo Yazımın Temel Prensipleri
        • Öyküleme ve Anlatı Teknikleri
        • Sinema ve Edebiyat Benzeşkesi
        • Olay ve Durum (Hal) Sineması
        • Olay Örgülü Öyküleme Tekniği
          • Sinema ve Mit
          • Sinema ve Epik Anlatı
          • Sinema ve Drama
          • Olay Örgülü Klasik Anlatı
          • Klasik Akım (Main Stream) Filmleri ve Yönetmenleri
        • Minimal Olay Örgülü Öyküleme Tekniği
          • Durum Öyküleri (Cehov, Gorki, Hemingway)
          • Durum Öykülerinin Görsel Aktarımı
          • Durum Öykülemesine Örnek Teşkil Eden Filmler
          • Minimal Olay Örgülü Film Yönetmenleri
        • Olay Örgüsüz Öyküleme Tekniği
          • Kolaj Filmler
          • Görsel Taslak Üzerinden Anlatı
          • Olay Örgüsüz Filmler ve Yönetmenleri
      • Görsel Fikir Taslağı Olarak Senaryo:
        • Senaryosuz Film
        • Durum ve Olay Öykülerinin Aşkınlığı
        • Görsel Biçimleme; Metafor, İmge ve Simge Aşamaları
        • Görsel Düşünce+ Görsel Sinema Fikri Uygulaması
      • Senaryo Yazımı
        • Edebi Fikrin Görsel Fikire Aşkınlanması
        • Klasik Senaryo Disiplini
          • Sinopsis
          • Tretman
          • Sıralı Tretman
          • Senaryo Oluşumu
          • Olay Örgülü Öyküleme ve Durum Hikayelerinin Karakterleri
          • Diyalog Yazımı
          • Bakanlık Başvuruları İçin Senaryo Örnekleri
          • Uzun Metraj ve Kısa Metraj Film Senaryo Farklılıkları
          • Önemli Örnekler ile Uzun Metraj Film İncelemeleri
      • Senaryonun Görsel Vizyonu
        • Mizansen Kurgulama
        • Sahne Sanatları ve Kompozisyon İlişkisi
        • Senaryo Dışında Film Karakteri Yaratımı
* Ders içeriği eğitmen ve öğrencilerin uzlaşması halinde öncelik sırasına göre yeniden düzenlenebilir.
Derslik Adresi:
Abide- i Hürriyet Cad. Günaydın Apt. No: 34 Kat:2 Daire No: 5 (Aselsan, Şişli Polis Merkezi Amirliği Karşısı)
Osmanbey- Şişli/ İstanbul
Ön Başvuru ve Detaylı Bilgi İçin:
0505 8513051- 0535 5607194
http://www.facebook.com/parasinema (Mehmet Emin Yıldırım)
* Mehmet Emin Yıldırım’ın özgeçmişi, yazı ve filmleri için:
* Kontenjan; özel ders mahiyetinde gerçekleşek dersler için ciddi anlamda sınırlıdır.
* Etkinlik ücretlidir…