8.7/10...Boyka'nın kırılan bacağı, onuru, yenilmezliği. "Ben dünyanın en komplike dövüşçüsüyüm" der kendisi. Ong Bak ve Ip Man serilerinin dövüş sahnelerinden daha az planla çekilen; yani daha gerçekçi olarak aksiyonu gördüğünüz, bu film serisi ilk başından beri "en iyi dövüş filmi" takma adıyla etraflarda dolanıyor. Bu akrobasi ve aksiyonu, hatta beklenmedik şekilde iyi bir film konusunu çok yerde bulamazsınız. Seriyi baştan sona izlemeyi; bu tür film mudavimlerine önemle salık veriyorum. Bir de Blood&Bone var, bakmalıyız...Klasik anlatıları yık, düşünceler arası bağlantılar kur, her fikri tüm genişliği ve bağlantıları ile düşün, tüm sistem üzerine "paranormal" araştırmalar düzenle. Sonuçta; ya Ezberlersin ya Sorgularsın...
30 Mayıs 2010 Pazar
Undisputed III: Redemption
8.7/10...Boyka'nın kırılan bacağı, onuru, yenilmezliği. "Ben dünyanın en komplike dövüşçüsüyüm" der kendisi. Ong Bak ve Ip Man serilerinin dövüş sahnelerinden daha az planla çekilen; yani daha gerçekçi olarak aksiyonu gördüğünüz, bu film serisi ilk başından beri "en iyi dövüş filmi" takma adıyla etraflarda dolanıyor. Bu akrobasi ve aksiyonu, hatta beklenmedik şekilde iyi bir film konusunu çok yerde bulamazsınız. Seriyi baştan sona izlemeyi; bu tür film mudavimlerine önemle salık veriyorum. Bir de Blood&Bone var, bakmalıyız...Almost Famous
7.8/10... Eskiler içinden; müzik tutkunlarına enerji verebilecek bir filmdir kendisi. Ünlü olmak ve getirdikleri ile uğraşmakla yükümlü küçük adamın hikayesidir kendisi. Benim gibi sinema yazmak yerine; röpartaj peşinde koşarak, kişisel fikirleri ile derli toplu bir yazıyla ertafa çıkmaktı derdi. Annesinin aşırı kontrolcü yapısına sekte vurmaktı hikayesi. Müzik ve sinema birleşkesi, ünlü olmak ya da kendin olmak gayesi, izlenesi, gaz alınası bir örnektir kendisi...Magnolia
7/10... Öyle yaprak yaprak iç içe girmiş, dolaylı olarak birbirine bağlı konuların, farklı açılardan anlatılması ana konumuz. Bir büyük, bir de küçük denek ve birbirlerine benzer karakterler. Gençler bilse; yaşlılar yapabilse di mi? Çok fazla konunun işlenmesi özdeşleşme kurmamızı engellese de; film sonunda güzel bir matruşka açılımıyla açık uçlu olarak sonuçlanamıyoruz. Karışık, özel izleyicileri kendine çeken, fazlaca entelektüel bir film. Oyuncu kadrosu ve oyunculuklar da gayet iyi sanki!Solomon Kane
7.5/10... Öyle özlediğimiz bohem ortamları, eski çağları karşımıza çıkaran bir eser. Fiziksel kuvvete dayalı insan gücünün, kişisel tecrübenin, bireysel tanrı inancının ve günahlarımızın kefaretin anlatıldığı mistik bir eser. Çok başarılı olmasa da; film atmosferini doğru sunduğu ve güzel bir konu ortaya koyduğu için izleyebileceğimiz bir eser. Orta halli, sevecen, kendi çapında bir eser. Bir sinema eseri işte...Everything Is Illuminated
7.5/10... Paradoks'tan Övünç arkadaşımın alter egosunun beslendiği filmlerden birisine benziyor sanki. Dışarıdan hiç komik gözükmeyen gayret ciddi bir yapı kuruyor, eserlerinizde komediye önem veriyorsunuz. Bu filmde; Coen kardeşlerin zekice esprilerini, enteresan bir film konusunu ve bir aile dramını göreceksiniz. Bir hayal ürünü içindeymiş gibi epik olaylarla karşılacak, müziklerle filmden kopacaksınız. Olsun; bence izlenmeli, gerçekten şirin bir film...Before The Devil Knows You Are Dead
8/10... Büyük abinin geçmişini saklayarak büyük bir kinle beslendiği, aile içi sapıklıkların ve entrikaların kol gezdiği, film süresi ortalarına kadar biraz yoran ve sıkan ama finale yakın bölümlerde insanı "acaba ben olsam ne yapardım" sorusuna götüren karışık bir film bu. Büyük çocuğun tecrübesizlikten dolayı eksik büyüdüğü gerçeğini unutmamak lazım. Ne kadar anlatsam işe yaramayacak; bu kompleks filmi izlemelisiniz. Bu arada küçük kardeşler; hep paçayı kurtarıyorlar...9
7.7/10... Yaratılış mitlerine alt metiniyle dokunduran, güçlü grafiklere ve iyi bir film fikrine sahip, enteresan bir ani-film. Digital ortamlar kullanıldığında yaratıcılık ve inandırıcılık yetilerimiz ayyuka çıkıyor. Gizli gizli vizyondan silinen bu şirin, eğlenceli, biraz da üstüne konuşulabilecek animasyonu izlemeye davet ediyorum. İzlenebilir...28 Mayıs 2010 Cuma
Kick- Ass
7.7/10... Kahramanlar içimizde. Kalbimiz kırık, fiziksel olarak zayıfız, su bidonunu bile yerden kaldıramıyoruz. Resim yaparım, göbek atarım diyorsan hatta hatta sadece bunları yapabiliyorsan ne mutlu sana. Biraz duyarlı hale gelirsen; ya da doğuştan duyarlı! bir kişiliğe sahipsen sen de süper kahraman olabilirsin. Artık uçmana, kaçmana gerek yok. Git ve ağaçtan bir kediyi indir, annene çamaşırları asmasına yardım et. Doğu "neden ben", batı "ben ne yapabilir" soruları ile uğraşadursun; batı yine her zamanki gibi yukarıdan konu çalıyor. Önemli olan duyarlı olabilmek, egona biraz dur diyip kendin için olmayan bir şey için fedakarlıkta bulunabilmek. Unutma sonunu düşünen Ass- Kick olur. İşte böyle çalıntı konuyu işleyen güzel bir filmdir bu...Dev D
7.5/10... Bollywood; Trainspotting ile birleşivermiş. Film boyunca aşık olduğunu düşündüğü bir kadının peşinden koşan Dev, hatasını telafi edemeyeceğini nlayarak kendini tamamen karanlığa bırakır. Karanlık içerisinde dolanan başka bir hayat kadını ile yolu keşisir ve enteresan olaylar karşımıza çıkar. Görsel olarak Danny Boyle'den yardım alan Bollywood; kendi özünü yitirip Hollywood kopyası olmaya devam ederse Fakirizm hastalığının kompleksli dışa vurumlarına daha fazla direnemeyecek. Kültürünü koruyamazsan, sinema da kendin yitirir ve köklerini kaybeder. Nerede bir 3 İdiots nerede bu! Neredesin Bollywood...
27 Mayıs 2010 Perşembe
No Country For Old Men
7.8/10... Coenlerin pratik zekalarını zirveye tırmandırdıkları, ters köşe mantığıyla alt metini gizliden gizliye tabana yaydıkları, sinemasal ögelerin yer bulmakta zorlandığı bir kesit. Bu adamlar hikaye üzerinde çok çalışıyorlar. Senaryonun her öğesi belirli bir matematiksel sürece hizmet ediyor ve film zamanı boyunca zihnimizi dinç tutuyor. Önce ses, sonra görüntü. Kaza sahnesindeki gibi; önce ters plan, sonra ses- gürültü ve olay. Edebiyat sona erdiğinde; yetilerin el verdiği oranda bir film ismi ve bu ismin alt metinde kendini göstermesi. Coen'ler zeki adamlar, lakin zeka tek başına yeterli midir? Sormalı, düşünmeliyiz!24 Mayıs 2010 Pazartesi
Temple Grandin
8.5/10... Otizm tanısını dört yaşında sırtına yükleyen Temple ve annesi; kendilerini çok zor bir hayatın içinde bulurlar. Gerçek bir hayat hikayesinden yola çıkarak tasarlanan film; hikaye kahramanının sınır tanımaz fotografik hafızası ile bizleri büyülüyor. Olmazsa olmazların olmadığı, olmasa da olurların buluştuğu karakterimiz bizi enteresan hareketleri ile acımak fiilinden, hayranlık mertebesine hareket ettiriyor.Cannes 2010 Patladı!
Ünlü yönetmen Tim Burton başkanlığındaki Cannes Film Festivali jurisi en iyi film ödülüne "Uncle Boonmee who can recall his past lives" (Geçmiş hayatlarını hatırlayan Boonmee Amca) isimli Tayland filmi layık görüldü. Böylece, Tayland katıldığı ilk Cannes Film Festivali'nde büyük bir ödül kazanmış oldu. Cannes Film Festivali en iyi yönetmen ödülünü ise Mathieu Amalric "On Tour" filmiyle kazandı.
Tim Burton, Penelope Cruz, Benicio Del Toro ve Kate Beckinsale gibi yıldızların üyesi bulunduğu Cannes Film Festivali jurisi en iyi kadın oyuncu ödülünü Fransız aktris Juliette Binoche'ye verdi.
Binochet ödül kabul konuşmasında filmin yönetmeni Abbas'a etkileyici sözler söyledi ve onun kamerasının kendi kadın oyunculuğunu öne plana çıkardığını söyledi.
Cannes Film Festivali en iyi erkek oyuncu ödülü ise iki erkek oyuncu arasında paylaştırıldı. İspanyol aktör Javier Bardem ve İtalyan aktör Elio Germano Cannes en iyi erkek ödülüne birlikte layık görüldü.
Prience of Persia: The Sands of Time
6.8/10... Son 3D oyunlarını oynayanlar için tanıdık atmosferler, karakterler ve aksiyon sahneleri. Oyunun hikayesi eğer biraz daha açık uçlu olsaymış; film yapanlar için de kolaylık sağlayabilirmiş. Film bu büyük hikayeyi tabanına yayarken zorlandığı için; doğal olarak hızlı geçişler, kim vurduya gitmeler ve ani oluşlar ile karşılaşmamız kaçınılmaz oldu. Biraz daha para ve zaman ile klasikler arasında yerini alabilecek bir filmi; ilgisizlik yüzünden elimizden kaçırmış ve oyunun manyaklarını birçok zevkten mahrum bırakmış oluyoruz sadece. Atmosferi ve aksiyon sahneleri için izlenebilir.Mary and Max
7.2/ 10... Adam Elliot'tan bir stop-motion şakası. Edebi bir masal anlatımında olduğu gibi gönderilen mektuplar sayesinde bir anlatıcı ile karakterlerimizi tanıyoruz. İki yalnız öteki karakterin, hayatları devam ederken dostluklarını devam ettirmesini ve bu dostluğun aslında çoktan sınırlarını aştığını farkediyoruz. Çok zor bir anlatım olmasına rağmen, karakterlerimiz kendileri konuşup kendileri oynasaydı çok daha büyük bir özdeşleşme ile hikayenin ortasına cuk diye oturabilmemiz sağlanacaktı. Zor bir film, ağır tempolu ama izlenebilir...22 Mayıs 2010 Cumartesi
Ninja Assassin
6.7/10... Ninjalar artık eski devirlerde kaldı diyoruz. Öğretilerinin hafızalardan silinmemesi amacı uğruna yaşayan ve öğretilerini gizli gizli seçilmiş kişilere öğreterek yasa dışı işler çeviren grupların olduklarını biliyoruz. Ninjalık ve samuraylık; uzak- doğu efsaneleri bunun içerisinde yer alıyorlar. Vurdulu, kırdılı, bol stop motionlu, sıradan bildiğimiz konuları işleyen, görsel açıdan zevk ve hırs katabilecek bir film. İzlenebilir...
The Man From Earth
8.5/10... Hıristiyanların kendilerini yokladıkları; bolca derin düşüncenin gizli bir mucizenin içerisinde barındığı, alt metniyle son zamanların en güçlü filmi olabilecek eseri. İnsanların kendi düşüncelerini kalıplaştırıp din kalıbı dahilinde başkalarına empoze ettikleri gerçeğini; kendi düşüncelerinin dışında başka bir şeye inanmanın çok zor olduğu bir dönemde, değişiminin çok zor olduğu yaş ve meslek grubuna dahil olan insanların kıvranışları altında seyrediyoruz. Kro magnon olduğunu söyleyip; şu ana kadar yaşadığını iddaa eden bir bilge adama karşı nasıl bir silahla savaşabilirsiniz. Ya inananacak ya da inanmayacaksınız. Hayatın tüm şifresi de buralarda değil mi zaten. Kesinlikle izlenmeli bir bilgi kaynağı...Başka Dilde Aşk
7/10... Acındırma demagojisine girmeden doğrudan hikayesini anlatan, özrümüzü sıradan bir düzleme taşımasıyla kendini yücelten bir eser bu. İnsanın insana duyduğu aşkı, sağır arkadaşımızın kendisiyle ve annesiyle yüzleşmesini, call center çalışanlarının isteklerini, galatasaray spor kulübünün kürek takımına yaptığı desteği ve hiçbir özrü olmadan insanların kendilerini özürlü hale getirmelerini seyrediyoruz. Özürlü arkadaşlarımızın özürlerinden dolayı hoşgörüyü değil, salt ve tamamen anlaşılmayı istediklerini film boyunca gözlemliyoruz. Hikayenin önemini sinematografiyle de desteklemeden, dizi avamlığıyla neden kayda aldığımızı da düşünüp, puanlarımızı kırıyoruz.A Christmas Carol
7/10... Güçlü bir dönüşüm hikayesi. Açıkçası hayatını karmaşık olaylarla geçirmiş yaşlı bir sabit fikirlinin karşılaştığı mucizevi olayların; "Sır Perdesi" adlı bir programdakilerden büyük bir farkı yok. Animasyon detayları, seslendirme ve estetik doyuruculuk bizim hikayelerimize de katılsa; acaba bu kadar net bir özdeşleşme kurabilecek miyiz? Hollywood'un sunduklarını kabul edip; hikayeler oluştururuz, ya da Hollywood bizim hikayelerimizi daha güçlü projeler olarak bize geri döndürür. Sonuç odaklı, estetik özellikleri ile öne çıkmaya çalışan bir ani-film. İzlenebilir...
Trainspotting
6.5/10... Çok derinlerde sıradışı olmak, sıradanlıktan kaçmak niyeti bulunan bir gencin kendinden, arkadaşlarından ve en önemlisi alışkanlıklarından kaçmaya çalışması yer alıyor. Film amacına ulaşıyor mu bilinmez ama; filmin içindeki gel-gitlerin bu şekilde alışkanlıklara sahip vatandaşlar için çok tanıdık gelebileceği...ni düşünüyorum. Özel izleyici dışında Türk seyircisine çok fazla hitap eden bir film değil. Bu sonuç iyi mi, kötü müdür? Sorulması gereken asıl soru bu olsa gerek...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



