22 Mayıs 2010 Cumartesi

Yip Man

8.6/10 ...Wing Tsun kungfu öğretisinin en önemli uygulayıcılarından Yip Man'ın hayat öyküsü. Çin- Japon siyasi dönemini, kungfunun felsefik açılımlarını, bedenden hareketle tabii ve nefsi sınırsızlıkların durgunlaştırılmasını, güçlü bir hayat öyküsünü ve en önemlisi inanılmaz görselliğin kungfu blok-ataklarıyla süslenmesini izlemek isteyenler için birebir. Çok iyi bir kültürel yapının üstüne kurulmuş aksiyon dengesi var filmin. Devamı da çekilmiş ve Rocky tarzı bir seriye bağlaması söz konusu. Sonraları Bruce Lee'de katılabilir bizlere...

Little Miss Sunshine


8.4/ 10... Film; her biri kendi dünyasında, birbirlerinden manen uzak kalmış aile bireylerinin, küçük bir kız çocuğunun hayali aracılığıyla kendi problemlerine çözüm aramalarını, sıkıntılarından kurtulmaya çalışmalarını, bu bahanenin peşinden koşmalarını ve rahatlamaya çalışmalarını konu alıyor. Çözüm oldu mu bilinmez ama film; bir ailenin fertlerinin kendileriyle yüzleşerek tatmin olabilmelerini, sonuç olarak kurtlarını atmaları sayesinde yeniden bir aile olabilmelerini anlatıyor. Baba kendi sistemiyle; kazananların her zaman pes etmeden devam etmeleri gerektiğini bir alt metin olarak gözümüze sokuyor. İzlenmeli filmlerden bir tanesi...

Kıskanmak

Görselliğin dönem kabuğu altında şölenleştiği, bireyin iç dinamizmini ortaya çıkartmanın keskin bir hal alarak hikayelendiği, edebi bir taslak modülünün görsel aktarımının hedef alındığı bir sanat eseri. Kendini salt olarak kucağımıza bıraksa, ifadesinin içine kendi yorumunu katmadan bize olduğu gibi sırtını yaslasa, suç ve ceza efsanesinden hareketle aptal olduğumuzu tasarlamadan son sahneyi gözümüzden saklasa; yüksek bir ahlak eserinin, iyi bir tespitin ve iyi bir anlatımın içinde bulacaktık kendimizi...

Vavien

7.2/ 10... Hikaye bazında; sıradan hayatların sıradan olmayan mizahını konu alan, oyunculukları sade, klasik senaryo geçişleri yerinde kullanılan, absürd yapısını; soğuk sinematografisinin kendiliğinden ortaya çıkaran, zekice tasarlanmış, seviyeli, hikaye anlatımını mihenk edinmiş, beğenilecek ama sinema adına ortaya t...aklit dışında bir şey koyamayan bir iki yönlü film "Vavien"...

Kolpaçino

7.5/10... Kabuklaşmış, sulanmış ve başrol oyuncunun ağzına bakar halde beklememize neden olan komedilerden değil. Konusuz, sıradan bağlantıları sayesinde repliklere kitlenen, ana karakterleri dışında kimseyle ilgilenmeyen filmlerden de değil. Absürd, sulanmamak için ana konuyu bekleyen, küfürlü, iyi oyunculuklar içeren..., alaturkası ve fazlaya kaçtığı sahneleri dışında izlenebilecek bir eser...

Konuş Onunla

7/10... Konuş Onunla; erkeklerin dünyasına kadınlar üzerinden adım atarak, aşk ve karşıtı egonun birleşme noktasına temas ediyor, saf sevginin teslimiyetine göz atıyor, geçmişi yaşayanların yaralarına göz atıyor, dostluk terimini inceliyor ve son olarak yeni bir aşk hikayesi ile kapanıyor- açılıyor. Yani bu kadar dertli bir film, bu kadar tespit ve fazlaca müzik. Zihin boyutunun üstüne geçmesini beklemeyin...

When in Rome- Aşk Çeşmesi


6.8/10... When in Rome (Aşk Çeşmesi); klasik "git-gel- ama benim ol" stratejisi üzerinden yol alan, durum komedisi seçiminden dolayı gülümsetme yaratabilen, konu bazında ne seyirciye ne de sinema literatürüne ek katabilecek bir hal alamamış, son zamanlarda nadirleşen romantik-komedi türünün vasat, zaman geçirmek için izlenebilecek bir film örneğidir...

Gözlerindeki Esrar


8/10. Gözlerindeki Esrar... Film boyunca; zekice bir sürünceme, klasik hollywood yapısı peşinde koşma, katil kocasıydı ben dememişmiydim modunda triplenme hali. İnce işlenmiş senaryo, önemli oyunculuklar, filmin içindeki aşk gibi söylenemez; konuşamaz bir konsept karışıklığı. İzlemeli, arayı tutturabilenlere hayret etmeli...

Agora


8.3/ 10... Paganların üstünlüğü; ezilen taraf iseviler, isevilerin üstünlüğü; ezilen taraf paganlar, isevilerin daha da üstünlüğü ezilen taraf isimsizler, kalıpsızlar, fikir adamları. Agora'nın ortasında aşk, hırs, din, kitleleşme ve ötekileşme adına güzel bir hikayenin anlatılması, iyi görsellerin sunulması ve kesin izlenilmesi...

Three İdiots


8.2/10... 3 idiots; hani hint sinemasının çok çalışkan ekiplerinin; paraya kıyarak, bol meziyetli, seçilmiş ince detaylı konuları işlemesi, hani komedinin hikayenin tabanında eriyerek bol tebessüm oluşturması, hani uzun süreli, dilediğine konuşan sinemanın bizim konularımıza denk gelmesi var ya; işte öyle bir şey...

Malena


7.7/10... Belluci'nin bedensel meziyetleri dışında oyunculuk adına öne çıktığı, Türk filmlerine sahsenel bazda ilham kaynağı olan, -derler yapmasan da derler- mantığında, taşranın, küçüklüğün ve kıskançlığının arasından sıyrılıp insan olabilmenin sorgulandığı isimsiz kahramanlıkların bütününü içeren, izlenebilir film

Cennetin Çocukları


http://www.imdb.com/title/tt0118849/
7.5/10...Cennetin çocukları; hikaye anlatımının doruklarına ulaşan, oyunculukları ile kalpleri fetheden, sinematografik olarak son sahne hariç elde tutulur bir gelişimi olmayan, sevgiyle izlenebilecek, zekice bir fikrin sinema sanatı ile anlatılmasının sağlandığı çok beğeneceğiniz bir filmdir...

Neşeli Hayat

7.6/10...Neşeli Hayat; estetik karmaşıklıklara girmeden, hikayenin iniş ve çıkış düzeyinin sabit tutularak sıradan bir hayatın sıradan bir şekilde anlatıldığı seviyeli bir film. Güçlü oyunculuklar, hikayenin büyük konuşmaya çalışmadan herhangi birimizi anlatmaya çalışması filme yüksek puan kazandırıyor. Biraz da sinematografi bilsek, korkmadan uygulasak...

Legion (Kıyamet Melekleri)

6.7/10... Legion (Kıyamet Melekleri); isevi inançların sorgulanması üzerine kurulu, tam olarak; ne aksiyon film yapısını ne de gizemini koruyan saklı bir film olma yapısını oluşturamayan, vakit geçirmek ve isevilerin ne kadar cesurca kendi dinleri kabul ettikleri kurulumu sorguladıklarını görmek isteyenler için uygun bir film olabilir...

Kosmos

Kosmos; inanç kabulüyle bilinç aktarımı sağlamak isteyen, görsel yeteneği akıllara zarar, sinematografiden çok iyi beslenen, Tarkovski- Stalker, Offret filmlerini derin akli çözümleme altına almış, ilmi keskinliğe tam olarak ulaşmamış- akibetinden geçerken, dünyadan da geçmiş- içinde büyük zihinsel karışıklıklar yaşayan bir sinema yönetmeninin son filmidir...

Ejderhanı Nasıl Eğitirsin!

8/10... 3. boyutun nimetlerinin eğlenceli bir hikaye üzerinden sunulması ile; aslında yeni boyut limitimizin güçlü bir karakter özdeşleşmesi sağladığını da rahatça görebiliyoruz. Ejderha ve viking çocuğun karşılaşmaları ve dost olmaları filmin şaha kaltığı noktalardan birisi. Genel izleyici için; yaş sınırı demeden humanist düşünceler kovalamak adına iyi bir seçim olabilir. İzleyin, eğlenin!

3 Şubat 2010 Çarşamba

"M.E.Y"in Seyir Defteri- The Gamer (Oyuncu)

--- Gamer (Oyuncu) ---



Yönetmen : Mark Neveldine, Brian Taylor

Senaryo : Mark Neveldine, Brian Taylor

Görüntü Yönetmeni : Ekkehart Pollack

Oyuncular: Gerard Butler (Kable) , Amber Valletta (Angie) , Michael C. Hall (Ken Castle) , Kyra Sedgwick (Gina Parker Smit) , Logan Lerman (Simon) , Alison Lohman (Trace)

Konu: Toplumdan uzak bir yaşam süren milyarder Ken Castle şimdiye kadar yapılanlar arasında en çok tartışma yaratmış olan oyun biçimini yaratmıştır: Slayers.

Bu oyun milyonlara en derindeki arzularını ve fantezilerini tüm dünyanın gözü önünde sergileyebilme imkanı sağlayan ve olağanüstü popüler bir hale gelen çok-oyunculu bir online oyundur. Fakat oyun yeni ve korkunç bir boyut kazanmak üzeredir. İnsanlar insanları oynayacaktır...

Bu geniş ölçekli online oyunun merkezindeki 1 numaralı oyuncu ise Slayers'ın yıldız ve kült kahramanı Kable'dır. Fakat Kable kendi başına değildir. Rock yıldızı statüsündeki genç oyuncu Simon Kable'ı kontrol etmekte ve her engele meydan okuyarak onu her hafta zaferden zafere koşturmaktadır.

Ailesinden alınıp hapsedilen ve kendi iradesi dışında savaşmaya zorlanan günümüz gladyatörü, oyundan kaçabilmek için hayatta kalmak zorundadır. Kendi özgür iradesini ve kimliğini geri kazanması ve karısını, ailesini ve insanlığı Castle'ın acımasız teknoloji spiralleri daha da kontrolden çıkmadan önce kurtarması gerekmektedir.

Sonuç: 6,8 Puan…
İnsanların ve kolonlarının; birbirleri ile olan iletişimlerinin isimlendirilmeleri yavaş yavaş sinema sektöründe kendini göstermeye başladı. Bu filmin fragmanına bakıldığında senaryo bakımından çağ üstü bir gelişim görülüyordu. Aslında sinema Holllywod'ta; teknolojik olarak yapılacak gelişimlerin ön tanıtım görevini alır. Surrogates, Gamer, Avatar ve buna benzer yeni filmlerin yönetmenleri; kurmaca üzere yarattıkları evrenleri yakında teknolojik olarak bize aktaracak bir organize şirket için yapılarını önceden filmleri ile kuruyorlar. Teknoloji artık; insanların kontrolünü ele alacağımız yapıları yavaş yavaş inşa etmeye başladı. Belki de bitirdi bile!

Gamer filmi; cinsel istismarı bol olan, genel izleyici yerine özel izleyiciye hitap eden, montaj ve çekim teknikleri, senaryonun çekime girmeden önceki hali ve Gerard Butler’ın oyunu kurtarır oyunculuğu ile farklı bir izlenim yaşamak için izlenebilir bir aksiyon filmi. Yapımcı filme daha fazla para aktarıp, yönetmene bir miktar daha alan tanıyaydı büyük ihtimal çok daha iyi bir film izleyebilirdik. (Yönetmen daha fazla paraya sahip olsaydı.)

Mehmet Emin Yıldırım

meyproduction@gmail.com

31 Ocak 2010 Pazar

"M.E.Y"in Seyir Defteri- Ada: Zombilerin Düğünü

--- Ada: Zombilerin Düğünü ---



Yönetmen : Talip Ertürk, Murat Emir Eren

Görüntü Yönetmeni : Meryem Yavuz

Yapım : 2009, Türkiye

Oyuncular: Ozan Ayhan (Murat) , Esra Ruşan (Gamze) , Onur Buldu (Ömer) , Rüya Önal (Selen) , Kaan Keskin (Deniz) , Gülüm Baltacıgil (Ekin) , Canan Güven (Betül) , Biğkem Karavus (Davetli) , Tülay Bekret (Sevin) , Taner Birsel (Usta)

Konu: Birbirlerini uzun süredir tanıyan beş kişilik bir arkadaş grubu, ortak bir arkadaşlarının düğününe katılmak üzere Büyükada’ya gider.

Erhan, düğünü ve uzun aralıklarla bir araya gelebilen ekibin mutlu anlarını kayda alabilmek için yanında bir kamera getirmiştir ve sürekli çekim yapmaktadır. Film boyunca tüm izlenenler, bu kameraya yansıyanlardır.

Düğünün ilerleyen saatlerinde davetlilere saldıran bir grup zombi, ortalığı kan gölüne çevirir. Grup bir yandan adadan kaçabilmek için mücadele ederken, diğer yandan mahsur kalan arkadaşlarını kurtarmak için uğraşıyorlar.

Sonuç: 6,7 Puan… Film eleştirmeni veya sinema yazarısınız ve film yapmak niyetindesiniz. Elinizde birkaç veri bulunur ve bunlardan yola çıkarsınız. Nedir bunlar:

- İlginç bir fikir üzerine kurulan ilginç senaryo ve getirisi büyük bir risk almak,

- Üzerine çalıştığınız estetik ve temsilcisi yönetmenin filmlerinden hareketle kendi eserinizi oluşturmak,

- Hikâyesel anlamda içeriği toplumla örtüşmeyen, bir başka estetiğin filmini topluma uyarlamak,

- Toplumun alışageldiği beğenilen bir estetiğe ezberden yönelmek.

Elinizde bulunan birkaç seçeneği önünüze koydum. İşte Ada filmi üçüncü seçeneği seçen filmlerden ve yönetmenleri üçüncü şıkkı tercih eden yönetmenlerden: Hikâyesel anlamda içeriği toplumla örtüşmeyen, bir başka estetiğin filmini topluma uyarlamak. Elimizde var bir.

Sinema yazarı olmak bir miktar sinefil olmayı gerektirir. Sinefil kişi de izlediği filmleri; hafızasında tutabilme ve gerektiği yerde verisel olarak kullanabilme yeteneğine sahiptir. Ayrıca sinefil kişi; izlediği yüzlerce filmden sahneler, planlar, diyaloglar, klişe olarak topluma yerleşmiş veriler bulup, bunları istediği yerde kullanabilir. Sinema yazarının film yapması; en yukarıda verilen seçeneklere bir de sinefil özelliklerini katmasıyla sonuçlanır: Hikâyesel anlamda içeriği toplumla örtüşmeyen, bir başka estetiğin filmini topluma uyarlamak + Önemli filmlerden ve benzer estetikten önemli kesitler almak ve bunları kendi eserinde kullanmak. Elimizde var iki. Bunlar filmin yapımı için gerekli ham maddelerimiz.

Filmi; ham madde olarak şekillendirilmiş sonuç aşamasıyla hemen bir teknik analize sokalım:

Film; aksiyon kamera tercihi kullanılarak çekilmiş. Bu seçim; kendi mihenk noktası benzerine laf atmak, film estetiğini en baştan belirlemek veya maddi anlamda gereksinim duyulan bazı imkânsızlıkları ekarte etmek amaçlı yapılmış olabilir. Ayrıca; hikâyesel anlamda konunun inandırıcılığını artırmak amaçlı yapılmış da olabilir. Yalnız; bu tür bir seçim; toplumun gereksinimlerini, istenilen izleyici kitlesinin ihtiyaçlarını karşılamak yerine onları ne yazık ki irite etmiştir.

Işık kullanımı olarak reel aksiyonun yakalanması, daha rahat şekilde çekimin sağlanabilmesi amacıyla kullanılan karanlık sahnelerin bolluğunu görüyoruz. Bu seçim; işin yapım aşamalarını bilen için normalde olsa; istenilen seyirci kitlesi için pratik bir hatadır ve beğenilmeyen bir harekettir.

Oyunculuk ve konunun yerleşimi; aksiyon kamera hareketine parelel konumlanmıştır. Bu oyuncuların kurmacadan uzak ve seyirciye yakın olmalarını sağlamıştır. Küfürler oyuncuları doğal yapmakla beraber bazen abartı kullanılarak hadlerini aşmıştır.

Hikâyesel anlamda; zombilerden çok; kişiler arası çatışmaların öne çıkması, filmi çok dinlendirdiği için aksiyon seviyesini düşürmüştür. Kamera hareketi olarak seçilen aksiyon çekime göre çok düşük oranda aksiyon sahnesi kullanılmıştır. Bu seçim; seyirciyi çoğu zaman amatörce çekilmiş bir kısa film izleniyor moduna sokmuştur ve esas konudan uzaklaştırmıştır.

Filmin; diyalogları, alıntı olarak dokundurduğu verilerin uzuvları ve oyuncuların geyiğe vurdukları sahneler gayet iyi planlanmış. Yalnız; bu geyikler kamera ile Lider Zombi’yi aradıkları sahne dışında; Zombi filmi geyiklerinden çok, her hangi bir konu üzerine dönderilen laf öbekleri haline gelmiştir. Bu da seyirciyi dikkatsizliğe itmiştir.

Sonuç olarak ise; riskli bir atılım için çok zor seçimler yapmış yönetmenler diyebiliriz. Analizler ve yapım düşünceleri göze alındığında yalnızca "seçim sizin efendim" diyebiliyorum. Saygılar


Mehmet Emin Yıldırım

meyproduction@gmail.com

30 Ocak 2010 Cumartesi

"M.E.Y"in Seyir Defteri- 2012

--- 2012 ---



Yönetmen : Roland Emmerich

Senaryo : Roland Emmerich , Harald Kloser

Görüntü Yönetmeni : Dean Semler

Müzik : Harald Kloser

Oyuncular: John Cusack (Jackson Curtis) , Thandie Newton (Laura Wilson) , Woody Harrelson , Amanda Peet (Kate) , Morgan Lily (Lilly) ,

Konu: Asırlar önce, Mayalılar bize takvimlerini bıraktılar. Üstelik bu takvimin bir son günü vardı ve bunun anlamı açıktı. O günden beri, astrologlar onu keşfettiler, numeroloji uzmanları kehanet için takvimden şifreler çıkardılar, jeologlar dünyanın o zaman vadesinin dolacağını söylediler ve hatta hükümet bilimcileri bile dünyayı 2012’de bekleyen devasa çaplı afeti yadsıyamıyorlar. 2012 geldiğinde bileceğiz ki uyarıldık.

Sonuç: 7,5 puan… Felaket filmleri; genel tabirleriyle; belirli bir hikayeyi büyük merkezli bir güce bağlayarak yıkım, yapım, onarım gibi fiillerin açılımını sağlamaya çalışan bir türdür. Türdür; çünkü yeni dönem sinema filmi sınıflandırılmasında daha önceki emsalinden daha farklı bir noktaya göre sınıflandırılması sağlanmıştır. Bu sınıflandırmanın amacı; maddi beklenti ve seyirci beğenesidir ki; bu talep artık neredeyse en küçük farklılıkta dahi kendini film değerlendirmesinde göstermeye başlamıştır.

2012 filmi; klasik bir doğaüstü yıkımı bahane ederek; aile bireyleri arasındaki yapımı ortaya çıkartmaktadır. Bu türün filmleri; hikayesel anlamda genellikle kişiler ve toplumlar arası kaos ortamın kaybolması, statü farklarının yokolması dertlerinin peşinde koşar. Büyük bir felaket her zaman insanlar için büyük bir ders olur ve manevi duyguların öne çıkmasında vesiledirler. Dış yıkım getirisi olarak iç yapım; bu türün olmazsa olmazıdır. Kısaca salt bir aksiyon filminde; bu tür bir alt metin bulamayız ve bulmamıza da açıkçası gerek yoktur.

Yüksek bütçeli yapımın getirisi inanılmaz iyi animasyonları, gerçeğe yakın ayrıntıları, John Cusack gibi iyi bir oyuncuya sahip olması ve manidar yanının türüne oranla daha az melodrama kaçması nedeniyle izlenebilir diyorum. Bir felaket filminden çok fazlasını beklemeyin ve ne olur türleri kendi içlerinde değerlendiririn. Siz beğenmiyorsunuz diye bir filme ön yargılı yorum yaparsanız; o zaman ileride yumurtasız omlet yapmak zorunda kalırsınız…

Mehmet Emin Yıldırım

meyproduction@gmail.com

"M.E.Y"in Seyir Defteri- Edge Of Darkness (İntikam Peşinde)

--- Edge Of Darkness (İntikam Peşinde) ---



Yönetmen: Martin Campbell

Senaryo: William Monahan

Oyuncular: Mel Gibson, Ray Winstone, Danny Huston, …

Konu: Thomas Craven ( Mel Gibson ) Boston Polis Departmanı’nda tecrübeli bir cinayet masası dedektifi ve kızını yalnız büyüten bir babadır. 24 yaşındaki biricik kızı Emma ( Bojana Novakovic ) evinde vurulunca herkes asıl hedefin Craven olduğunu düşünür. Ancak kısa zaman sonra Craven bu durumdan şüphelenmeye başlar ve kızının ölümünü araştırmaya karar verir. Araştırma onu, kızının gizli yaşamına, devletin gizli işlerine ve kanıtları yok etmekle görevli devletin gizli adamı Darius Jedburgh’e ( Ray Winstone ) götürür.

Sonuç: 7,2 puan… Başrol oyuncumuz isimce ün yapmış ve biraz yaşlanmış olunca; onun üzerine kurulacak, kurulmuş yada içinde yer alması istenen proje; hızlı kurgulardan, dozu artmış efektlerden ve şaşalı reklamlardan biraz uzak kalıyor doğal olarak. Bu rolleri Viggo Mortensen ile özdeştirmek hepimiz için alışkanlık haline gelmişti lakin Mel Gibson ve yönetmen beyefendiler isim haklarını kullanıp, çoktandır ortalarda olmayan isimlerini hızlı bir kurguyla satmayı planlamışlar gibi görünüyor.

A History of Violence, Eastern Promises gibi aksiyonu daha reel kılmaya çalışan filmlerin yapmaya çalıştıkları; kurmaca olan film eksenini daha bizdenmişçesine yumuşatmak, efektleri ortadan kaldırmak ve kavga sahnelerini daha yavaş ve uzun planlarla çekerek, filmin hikayesel bazda daha akılda kalır durmasını sağlamaktı. Stallone’in Get Carter (Yüzleşme)’ını izlediğimde kapıldığım o; az ama öz olma duygusu işte elimizde olan bu filmde de tamamiyle kendini gösteriyor.

Sade, ağır tempolu, diyalog ve oyuncu performansı üzerine kurulu, suratınız ekşimeden izleyeceğiniz, klasik bir aksiyon filmi. Göz atılabilir.

Mehmet Emin Yıldırım

meyproduction@gmail.com